Yoğun
geçen bir yılın ardından yaz gelince bizimde içimiz
kaynamaya başlamıştı bu yaz ne yapalım? diye düşünürken
internette Adrasan ve Deepfishing’i keşfettik ve neden
olmasın dedik hem güzel bir dinlence hem de kendinle ve
doğayla içice bir balık avı stres atmak için bundan daha
güzel bir fırsat olamazdı.
Ve
ondan sonra ver elini Adrasan Akdeniz’in tadını doyasıya
alabileceğiniz sessiz sakin canım Türkiye’min bir cennet
köşesi.
Biz
Adrasan’da Aybars oteli tercih ettik derenin içinde çok
şirin ve nezih bir işletme. Otele yerleşme, akşam yemeği
ve uzun yolculuğun verdiği yorgunlukla güzel bir uykudan
sonra sabah saat 6:00 sonunda heyecanla beklediğimiz
balık avı başlıyor.
Teknemiz 9 metre ahşap kaptanımız Ramazan rehberimiz
Attila, ben, dostum Fatih Yılmaz ve hocamız Osman Bengi
dahil 5 kişiyiz. Denize açılır açılmaz üç tane oltamızı
üzerlerinde değişik renklerde rapalalar takılı olarak
denize bırakıp, Atilla beyin hazırladığı sandviçlerle
kahvaltımızı yapıyoruz. Amacımız Kuzu (Akya) için yemlik
palamut yakalamak.
Yaklaşık saat 10:00 sularına kadar dolaşıyoruz ama
palamuttan eser yok, Pırasalı adası çevresinde
zarganaya dönüyoruz nafile sanki o bile bizim
geleceğimizi duymuş ve gitmiş. Gitgide umutlar tükeniyor
uzakta başka bir teknenin arka arkaya ilk başta
tanıyamadığımız bir balık çektiğini görüyoruz onun
etrafında dolaşıyoruz ama tabir yerindeyse bizim
oltalarda tık bile yok. Böyle umutsuzca dolaşırken Osman
hocanın oltası birden geriliyor ve hepimiz derin bir oh
çekiyoruz sonunda bir balık, ama ne? Fazla büyük olmasa
gerek ama çok fazla direnç göstererek teknenin 15-20
metre açığından ağzına yapışmış rapaladan kurtulmak
için havalara zıplayarak geliyor ve yaklaştıkça suyun
içinde o muhteşem renkleri görüyorsunuz sarılar,
yeşiller inanılmaz güzel bir balık ‘Lampuka’ ilk defa
görüp duyduğumuz bir balık.
Sonradan çeşitli kaynaklardan hakkında daha çok bilgi
sahibi oluyoruz ‘mahi-mahi’ diye de bilinen bu balık
okyanusta ve tropikal bölgelerde 1.5 metre boya 30-40
kiloya kadar ulaşabiliyor. Ve Süveyş kanalının
açılmasından sonra yavaş yavaş bizim sularımıza girdiği
zannediliyor.
Balık inanılmaz korkusuz ve atak çekinmeden teknenin
dibine kadar geliyor ve sürü halinde dolaşıyor zaten
avlanırken de bu özelliklerinden dolayı ilk yakalanan
balık tekneye alınmıyor onun peşinden gelen sürü kolayca
av veriyor. Tekneye alındıktan sonrada dakikalarca
çırpınıp ortalığı birbirine katıyor.
Neyse biz lampukayı bulunca akyayı falan unutup zevkle
denizden kısmetlerimizi almaya başladık.Gün skoru adam
başı hepsi ortalama 1 kiloluk 4-5 lampuka.(Yanlış
anlaşılmasın yiyeceğimiz ve sevdiklerimize
götüreceğimizden fazlasını yakalamıyoruz)
Sonraki günlerde yemlik 1-2 palamut yakalıyoruz ama
kuzuyu oltaya alamayıp yemi yedirmekle yetiniyoruz.
Palamutu kaptıran Fatih dostum fazla önemsememiş
görünse de halen sızlanıp durur. Acaba neydi? Orfoz mu
akya mı kaç kiloydu? Ne de olsa koca palamutu tam
ortasından koparıp gitmişti. Güzel bir torik ve 2
baraküda da av maceramızı dahil oluyor.
Lampukanın zevkli avı ile muhteşem geçen birkaç günden
sonra güzel arkadaşlıklar kurup geri dönüş yolunu
tutuyoruz.
Bize bu zevki yaşatan ve bu kısa sürede bizden
arkadaşlıklarını esirgemeyen tüm Deepfishing ve Aybars
otel ekibine sonsuz teşekkürler.
Seneye görüşmek dileğiyle.